Karaağaç’ta Öğretmen
Hiç unutmam Karaağaç’ta tek odalı o evi
Yirmisini yeni aşmış o genç öğretmeni...
Karlı yolda yürüyemez,
Kayar, düşer, kalkar ama okuluna giderdi.
Yirmisini yeni aşmış o genç öğretmen
Sen idin ufkumdaki efsane
İnsanlar içinde en büyük sen.
Mektep onundu, yalnız o öğretmenin,
beş sınıfı tek odada kucaklardı.
Saçlarını okşarken ana,
Susun diye bağırırken baba,
ders başında öğretmendi.
Onun içinde saklanan belki binlerce
görülmemiş dünya var.
Anam çörek ettiğinde salardı
Eli uzanırken titrer, yüzü kızarır,
tebessümle teşekkür ederdi.
Kan davası vardı o zaman, kan davası
cehaletin kucağında ölenler vardı.
Her sene kerih dava için
Kim bilir kaç tetik oynar, kaç can yanardı.
Okul yetmedi, evinde okuturdu çocukları
geceler bile az gelirdi.
Okumanın erdemini yalnız öğretmenim bilir
Hepimizi sınavlara götürdü
Bir tek kız bile yoktu kazanmayan
öğretmen okulunu.
O yıldan sonra her çocuk
okumak için ayrıldı gitti köyden.
Şeytanlar tuzaklarını söktü
köy meydanından, köşelerden.
İnsanlığı öğrendi giden, anlattı
döndüğünde.
Can kulağıyla dinledi köy odalarında
köylüler.
Camilerde bile ayrı safta duranların
çocuğu
Kol kola gezdi mekteplerinde.
Yirmisini yeni aşmış o genç öğretmen.
Sen idim ufkumdaki efsane
insanlar içinde en büyük sen.
Yıllar geçti, büyüdüler.
Bir öğretmen yüz oldu, üç yüz oldu
öğrenciler öğretmendiler.
O öğretmenle Karaağaç’lılar/ cehaleti
yendiler.
Köyden cahil ayrılanlar
irfan ile döndüler.
Sen oldun ülküme idealime ışık.
Mukaddesatı senden öğrendim.
Verdiğin nur ile karanlığı yendim,
Öğretmenim, öğretmenim...
Hasan ULUSOY- KIRIKKALE