Dilimiz Kelimeler

Hasan ULUSOY Karaağaç 2008 adlı Kitabından.

Kelimeler ve Ses Yapısı: Karaağaç’ta, Türkmen gelenekleri ve ses özellikleri mevcuttur. Otantik dil karakterini incelediğimizde, fazla gırtlak kabalığı yoktur. Kelimedeki sesleri tabiri yerinde ise, işine geldiği gibi kullanan, hatta ortak özellik sınırını bile aşan bir dil yapısı vardır. Pek çok kelime inceledim, kelimelerin ağız özellikleri, otantik değerleri, ses hareketliliği gibi hususları göz önüne alarak ses yapısı ile ilgili tespitlerde bulunmaya çalıştım.

            Ortak ses özelliklerini sıralayacak olursak:

1.       Kelime ortasına gelen “b” “ğ” olur. Böbrek yerine “böğrek” denir.

2.       Bir kelimede iki veya üç “a” “e” olunca kendi aralarında değişimler olur. Acer “ecer” acenta “acente” gibi.

3.       “r” sesi kelime sonlarında fazla kullanılmaz. Geliyor, gidiyor yerine “geliyo, gidiyo” kelimeleri kullanılır.

4.       Kelime başı ve sonunda “r” ler zayıf olduğu gibi başta olunca önüne “ı,i,u,ü” gibi sesler alır. Ramazan, Raf, Rakka yerine,Iramazan, Iraf, ırakka denilir.

5.       “l” lerde “r” ler gibi önüne “i,ü,u,ı” harfleri alır. Leş “üleş”, lazım “ilazım” limon “ilimon” gibi.

6.       Baştaki ve kelime aralarındaki “t” ler “d” olur .  Tutmak “dutmak” tatlı “datlı” gibi.

7.        “k” sesi kelime başında “g” kelime ortasında “h ile karışık bir ses olur”. Kaçak, “gaçak”, kolsuz “golsuz”, yakmak “yahmak” yoh” gibi.

8.       Kelime başlarına gelen “i ı-ü u- ö o” ye dönüşür. Öksüz “oğsüz”  ibrik “ıbrık” üveyik “uveyik” gibi.

9.       Sesli harflerden ikisi bir arada olunca bir sessiz harfi araya sokuştururlar. İsmail “İsmayil” Efraim “efrayim” gibi.

10.   Sesli harfler yer değiştirebilir. Tamam “temam”, Talat “Telat”, Hikmet, “Hekmet” horoz” horuz” gibi.

11.   “h” sesi kelime ortasında zayıflar veya atılır. Ahmet “Aamet”, Mehmet “Memet” gibi.

12.   Bazen “h” lerin “y” olduğunuda görüyoruz. Kahve “kayfe veya gayfe” gibi.

13.   “n” sesini “ng karışımı geniz sesiyle alırız. Gönül,”gon(g)ül” gördün mü “gordün(g) mü” gibi.

14.   “l” ler “n” de olur. Lastik “nastik” “n” ler “l” olur. Naylon “laylon” gibi. “p” ler “b” olur. Pastırma “bastırma” parmak “barmak” gibi.

15.   Kelime içlerinde ses değişimleri olur. İbrahim “İrbehem, İrbaham” kibrit “kirpit” kirpi “kirpi” gibi.

Yukarıda da görüldüğü gibi, ses değişimi, gramer dışı sesler, dil özelliklerine göre biçimlenmektedir. Bölgede sık söylenen bir söz özetlemeye yeter sanırım. Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına.

 

 

 

Yörede Kullanılan Kelimeler

Aba: Anne veya büyük kadınlara söylenir.

Abraş: şekilsiz,

Abıca: amca_ kendi emsali olanlara şaka sözü

Açacak: kapı kilitlerinin anahtarı

Aprıl: nisan

Ağ: ak- tuzak

Ağa: ağabey veya saygın kişi

Ağartı: yoğurt, süt, gibi hayvan ürünleri

Ağıl: hayvan barınağı

Ağleşmek: kalmak, durmak, beklemek

Ağmak: akıp gitmek, kaymak,

Ağnamak: dinleyip anlamak

Ağnatmak: anlatmak

Ağşam: akşam

Aha: hemen, işte

Ahacık: işte, hemen

Alayçık: ağaç dallarından yapılan çadıra benzeyen bağ evi

Alaf: alev

Alaşa: arada laf taşıyan, geveze

Alatavlı: tavına yakın

Alayı: mevcut olanın tamamı

Alazlamak: hafifçe ateşe tutmak

Aldırayaz: Açıkta kalan, kimsesiz

Alengirli: akıl ermeyen, karışık

Avgun: taş veya betondan yapılan su borusu

Ağer: eğer

Akran: emsal

Al: kırmızı

Alınan yapmak: hile ve desise ile yapmak

Al kızı: hamile kadın ve atları rahatsız eden hayalet

Alık: sönük, erimiş, soğuk vurgunu sebze vs.

Angut: dalgın baktığı sanılan bir kuş

Anız: ekildikten sonra beklemeye alınan arazi

Anaç: karşı, yamaç

Arezul, rezilliği seven

Angıldamak: Manda sesi

Annaştırmak: açık anlatmak, uzlaştırmak

Apık: sakallı

Arık: zayıf düşen

Arafantı: arada gezen, sahipsiz

Asbap: giyecek

Aşı: kırmızı renk veren toprak

Aşık: hayvan kemiğiyle bir oyun

Avanak: kendinden habersiz, ne yaptığını bilmeyen

Avcar: sebzenin genel adı

Ayakyolu: hela, tuvalet

Avrat: eş, hanım

Avurt: ağzın lokma ile açılmış hali

Aşşa: aşağı

Ayrık: köküyle genişleyen bir ot

Aynasız iş: yakışık almayan iş

 

 

B

 

Bahça: bahçe

Badal: merdiven

Badak: bacaksız, boyu kısa kimse

Badas: harman yerinin süpürülmesiyle çıkan topraklı buğday

Bakraç: küçük helke

Baldırcan: patlıcan

Barmak: parmak

Bat: kötü ol

Batman: eski hesaba göre altı okka, sekiz kiloya yakın tartı birimi

Battal: a. büyük, b. iptal

Bayak: az önce

Bayaktan: biraz önceden

Behlemek: söze bağlamak

Bek: sağlam, sıkı, kirt

Bel: tepme ile toprak kazan alet

Belemek: kundağa sarmak

Belleme: anlama, işaret vurma, sövme

Belik: kadın saçının örülmüş hali

Beşibirlik: beş tümlük altının dizili hali

Bet: tuhaflık

Bıldır: önceki sene

Bıngıldak: yeni doğan çocuğun başının üzerindeki kemiğin oluşmamış hali

Bibi: hala

Biçala: bir ara

Biyol: bir kere, bir sefer

Biz: sivri delgi aleti

Bostan: karpuz kavun ekilen tarla ve bunların ortak adı

Boyalamak: hakaret etmek

Boydak: tek başına, bekâr

Boyuna: sürekli

Boçu(k): av köpeği, tazı

Boyunduruk: kağnıya koşulan öküzlerin boynuna takılan alet

Böle: teyze çocuğu

Bölüme: paylaşma

Bön: garip, alışılmışın dışında, tuhaf

Börtü böcük: böceklerin genel ifadesi

Böğür: vücudun yan kısımları

Böğürmek: büyükbaş hayvan sesi

Börtlemek: haşlamak

Bun: sıkıntı

Bungun: bunalmış

Buymak: soğukta aşırı üşüme

Buğalek: büyükbaş hayvanları sokan ve kovalayan iri sinek

Bük: kırık arazi parçası

 

 

C

 

Cadaloz: çok konuşan, kurnaz kadın

Calba: Yazıda yetişen iri yapraklı, tüylü bir bitki

Carız: rezil

Cüllü: tarla faresi

Camız: manda

Cangıldak: aşırı gürültülü

Cıngırdak: zil, çocukların içinde ses veren bilyelerle sallandıkça ses çıkaran oyuncak

Caydak: çıplak

Cazı: huysuz kadın veya kız çocuğu

Cazgır: a. güreş meydanında pehlivanları manilerle takdim eden kişi, b. kavgalı gürültülü kişi…

Cember: başörtüsü

Cemek: mesesin(öğendere) ucunda saban demirindeki çamurları temizlemek için kullanılan üçgen şeklindeki demir

Cenderme: jandarma

Cenabet: a. Cünüp b. kötü, pis adam

Cıbır: çıplak, bir şeyi olmayan

Cıbıldak: çıplak

Cılbanmak: soyunmak

Cılga: dar, dağ yolu

Cılgısız: yaramazlık eden

Cıllımak: oyunbozanlık

Cılk: yumurtanın bozulmuş hali

Cimcik: çimdik

Cıngıl: bakraç, küçük helke

Cırcırı bozmak: ishal olmak

Cırcır böcüğü: ağustos böceği

Cıvık: şımarık

Cingan: çingene

Coruh: çelimsiz, güçsüz, zayıf

Culuk: hindi

Cücük: civciv

Cüldelenmek: tenezzül etmek

 

Ç

 

Çalmak: a. habersiz almak b. sürmek c. vurmak d. çalgıları seslendirmek

Çalık: felç geçirerek sakat kalan

Çaput: parça bez

Çardak: evin girişindeki genelde asma altı yer.

Çağ: evlerde yatak odalarındaki beton hamamlık

Çağla: ham zerdali veya meyve

Çakıldak: koyunların kuyruk altlarında kurumuş mayıs

Çakı: bıçak

Çapraşık: çarpık

Çavma: bozulma, sapma,

Çepel: bahçe kenarlarındaki koruma amaçlı kuru veya yaş ağaç dalları

Çepellik: yağışlı

Çerçi: at, katır, merkep ve arabalarla hırdavat benzeri şeyler satan kişi

Çevlik: etrafı koruma altına alınan bağ, bahçe veya arazi parçası

Çiftçıbık: reçberlikte yapılan işlerin geneline verilen ad

Çebiş: bir yaşındaki keçi

Çedene: kendir tohumu

Çeki: tartı

Çemkirmek: a. enik havlaması b. yersizce sertçe kızmak, bağırmak

Çerelmek: efelenmek, büyüklenerek kızmak

Çerik: altı kilo buğday alan ölçü birimi

Çene: köşebaşı

Çenilemek: köpeğin acı ile bağırması

Çepin: tarla çapası

Çerçi: seyyar satıcı

Çetele: kura çekme, şans tutma

Çerez: leblebi üzüm gibi keyfi yiyecekler

Çıbık: çubuk

Çıkı: bohça

Çıkla: sadece

Çıra: tutuşturmada kullanılan çam parçası, gaz, beziryağı kullanılan lamba

Çırpma: a. toz almak için dövme b. domates, biber gibi sebzelerle yapılan salata

Çıtlamak: “çıt” sesi almak, hafif ses duyumu

Çiğit: çekirdek

Çile: ip yumağı

Çimmek: yıkanmak

Çimtinme: ağırdan alma

Çimtime: bir yarayı veya bir eşyanın kabuğunu tırnakla açma

Çinik: sekiz kilo buğday alan ölçü birimi

Çipil: ince dallar

Çir: kurutulmuş meyve

Çit: kadın kıyafetlerinde kullanılan ince kumaş

Çivit: boya yapılan bitki

Çor: hastalık

Çorak: susuz toprak

Çona: çobanın yardımcısı

Çorak: su geçirmeyen toprak cinsi

Çotuk: üzüm omcası

Çona: yardımcı çoban

Çöğ: kaya

Çöğmek: ayakta eğrice donuk kalmak

Çömçe: yemek kepçesi

Çördük: küçük boy armut

Çul: sade ipten dokunan kilim

Çullama: kavrulmuş undan yapılan bir yemek

Çente: çanta

Çıngı: kıvılcım

Çimiş: kurumuş üzüm,

Çifte: hayvan tekmesi

 

D

 

Daklaşmak: uğraşmak, sataşmak

Dalanmak: kıskanmak, köpeğe benzeyen kıskanma

Danık: tanık, şahit

Dandik: işe yaramaz, kötü

Dangadan: aniden, birden bire

Dangalak: iri, şekilsiz, lüzumundan fazla, lüzumsuzluk eden

Dangırdamak: yerli yersiz konuşmak

Dansamak: şaşırmak, tuhaf karşılamak

Danışık: düğün öncesi düğün programını hazırlamak için yapılan istişare,

Dadanmak: alışmak

Daralmak: a. sıkışmak b. idrar sıkışması c. can sıkıntısı d. Dara düşmek

Davar. Koyun keçi

Dene: tane

Dallama: fırlama, fırlatma

Dehlemek: a. hayvanı yürütme b. birini baştan savma

Depgi: a. bel denilen küreklere yere batırmak için ayakla basılan küreğin üstüne konulan ayaklık b. bel kemiği

Deyha: orada, işaret etme

Dağdağan: iğdeden yapılan ve nazara engel olması için hayvanlara takılan küçük nazarlık.

Dırdıvık: kavgacı

Dırlamak: yalan yanlış konuşmak

Dırmık: tırmık

Dinelmek: ayakta durmak

Dingildemek: yerinde duramamak, hoplamak

Dirgen: üç dişli demir taba

Dikolta: kadınların giyindiği gecelik

Dişemek: çocukların diş çıkarması- testere, değirmen taşı gibi şeylerdin keskinleştirilmesi

Dişemek: çocukların yeni diş çıkarması, değirmen taşına oyuklar açmak,

Domuzlağa: değirmenin un dökülen tozlu yeri, patosun saman dökülen ağzı

Dolak: kuşak, bel bağı

Dolambaç: dolaşık, karışık, engebe vs.

Dutuk: koyulaştırılmış pekmez

Dümbelek: darbuka

Düğür: ince bulgur

Düğürcek: ince bulgurdan yapılan yemek

Dingil: kağnı ve arabalarda tekerleri tutan orta ağaç

Dünür: hısım

Dünür gitmek: kız istemeye gitmek, hısım olmaya gitmek

Dürü: gelinin erkek tarafındaki akrabalarına hediyesi

Dürmek: toplayı katlamak

Düve: yeni yetişen dişi sığır

Düven: başak saplarını saman haline getirmek için, sert taştan kesici dişleri olan tahta araç

 

 

E

 

Ebrimelek: dökülmüş, dağılmış

Eci: ebe

Ecinni: cin tutan, saralı, cin

Ede: abi ve büyüklere hitap şekli

Esrikli: huylangaç, alıngan,

Eğlenmek: a. dalga geçmek b. durmak, beklemek

Eğsiketek: bayan

Ebe: doğum yaptıran kadın, anne veya babanın ebeveynleri

Eğrek: (ağrek, ağnak) hayvanların gece ve gündüz toplanma yeri

Eğirce: hıdrellez

Eletme: işmar etme

Elfehmi: el yordamı, el gücü

Ellaham: Allahüalem, Allah bilir anlamında kullanılan söz

Ellik: a. eldiven, b. yabancı topluluk

Elti: kayın karısı kadınlar

Ekemiş:  tecrübeli olduğu kadar şımarık, her işe karışan

Ekilmek: aldatılarak bırakılmak

Ekin:  zahirenin genel adı

Ekmek aşı: yufka ve tereyağıyla yapılan yemek

Elcek: tırpanla ekin biçerken sağ elle tutulan ek, eldiven

Evmek: acele etmek

Em: ilaç, merhem

Emlik: yeni doğmuş kuzu

Emmi: amca

Emsal: yaşıt

En açmak: koyunların hangi şahsa ait olduğunu belirten kulağa açılan işaret

Enek: iğdiş edilmiş hayvan

Enik: kedi, köpek gibi hayvanların yavrusu

Erinmek: üşenmek

Eringeç: üşenen

Essah: sahi, gerçek

Eşgi: ekşi

Evermek: evlendirmek

Eyağ: a. kaburga kemiği b. eğe

Eğreti: şık olmayan

Em: merhem

 

F

 

Faaşe: fahişe

Fenikmek: açlıktan bitkin düşmek

Ferik: a. ikinci eş b. büyümüş tavuk cücüğü

Firik: kurumamış buğday vs. nin ateşte hafif pişirilmiş hali

Fos: içi boş

Fistan: entari

Firek: a. büyük kapı anahtarı b. domates

Fingirdemek: oynaşmak

Fiskos: dedikodu

Fışkı: hayvan dışkısı

Fiy tarihi: çok eskileri ifade eden bir tabirdir

 

 

G

 

Gabalama: götürü, ortalaması

Gada: bela, musibet

Gapçık: kabuk

Gapgacak: tencere tava gibi şeylerin genel adı

Garenfil: karanfil

Gulunç: sırt, sırt ağrısı

Gamaşmak: kamaşmak

Gımışlanmak: ucundan kenarından bir meseleyi yalakalıkla anlatma hali

Gancık: genelde hayvanlarda  “dişi” anlamında kullanılan argo kelime

Garamet. İftira atma

Güdül: boynu kırık testi

Güdük: kısa

Güdülge: kısa değnek

Gararmak: södürmek

Garel: karar

Gargacık: zurnanın üç takılan kısmı

Gaykılmak: geriye doğru yaslanmak

Garık: bağ ve bahçelerde fidan dikiminde suyun rahat ulaşması için yapılan alan

Gari: bundan sonra, yeter, hiç olmazsa

Garpız: karpuz

Gaşşık: kaşık

Gatık: süt mamüller, ekmekle yenilen şeyler

Gavara çalmak: yellenmek

Gayfe: kahve

Gavut: bir çeşit un helvası

Gayda: kaide, ezgi

Gazel: genelde güzün dökülen sarı ve kuru yaprak

Gazzık: kazık, zarar açma

Gelek: gelelim

Geleğen: göçmen, gelip giden

Gen: geniş

Gendisi: kendisi

Gevmek: çiğnemeye çalışmak

Geviş: ağızda çiğnen yiyecek, hayvanların istirahat halinde iken önceki yediğini gevşemesi

Gıcık: a. sevimsiz b. sirke

Gıdık: gerdan

Gıdıklanmak: dokununca huylanmak, gocunmak

Gıdım: az

Gıdik: oğlak

Gidi: ahlaksız erkek

Gıpraşmak: kıpırdamak

Gancıklanmak: kur yapma

Gındap: ince kendir ipi

Gırklık: koyun keçi kırkmak için kullanılan iri makas

Gırkmak: traş etmek

Gırnata: klarnet veya keman

Gıymık: kıymık

Gezyarma: kısır koyun, keçi

Gicişmek: kaşınmak

Gişi: kadınlaın kocasıan kullandığı söz, koca,

Giyinek: elbise

Gobul: yaşlı

Gobel: bazı yerlerde çocukların genel adı, şişman çocuk

Göbelek: mantar

Gımbır: aşırı titiz

Gıvrak: hızlı

Gıvramak: hızlanmak

Gıvrık: eğilmiş, bükülmüş

Gıvam: ayar, düzen, olamsı gereken hal

Gıvgıdı: sünnetçilerin çaldığı akordeon benzeri çalgı

Gırışmak: kırıtmak

Gahirlenmek: sitemvari duygulanmak.

H-R S-Z

 

chat


MKPortal C1.2.1 ©2003-2007 mkportal.it
Bu safya 0.19347 saniyede 17 sorguyla oluşturuldu